Mehmet, Van’da bir inşaat malzemesi deposunda dört yıl boyunca çalıştı. Maaşını her ay elden aldı, sabah sekizde kapıyı açıp akşam dükkânı kapatan hep oydu. Emeklilik hesabı yapmak için e-Devlet’e girdiğinde ise gördüğü tablo şaşırtıcıydı: o dört yılın yalnızca birkaç ayı SGK kayıtlarında görünüyordu.
Bu tablo ne yazık ki nadir değil. Sigortasız çalıştırılan ya da gün sayısı, maaşı eksik bildirilen işçinin elinde ise güçlü bir hukuki araç var: hizmet tespit davası. Peki bu dava kimler tarafından, ne zamana kadar ve nasıl açılır? Gelin adım adım bakalım.
Hizmet Tespit Davası Nedir, Ne İşe Yarar?
Hizmet tespit davası, işverenin SGK’ya hiç bildirmediği ya da eksik bildirdiği çalışma sürelerinin mahkeme kararıyla tespit edilmesi için açılan davadır. Dava kabul edildiğinde, karar SGK’ya gönderilir ve tespit edilen süreler sigortalılık kaydınıza işlenir.
Bunun pratik karşılığı büyüktür. Eksik kalan prim günleri tamamlandığında emeklilik tarihiniz öne gelebilir, emekli aylığınız daha yüksek hesaplanabilir ve kıdem tazminatı gibi alacaklarda çalışma sürenizi ispat etmeniz kolaylaşır.
Hangi Durumlarda Açılabilir?
Uygulamada en sık karşılaşılan durumlar şunlardır:
- İşe girişin SGK’ya hiç bildirilmemesi, yani tamamen sigortasız çalıştırılma
- İşe giriş tarihinin gerçekte olduğundan geç gösterilmesi
- Ayda 30 gün çalışılmasına rağmen daha az gün bildirilmesi
- Gerçek maaşın değil, asgari ücretin bildirilmesi (bu durumda prime esas kazancın tespiti de istenir)
- İşten çıkış tarihinin gerçekte olduğundan erken gösterilmesi
Dava Açma Süresi: Beş Yıllık Hak Düşürücü Süre
Bu davanın en kritik noktası süredir. 5510 sayılı Kanun’un 86. maddesine göre, çalışmaları Kuruma bildirilmeyen sigortalı, hizmetin geçtiği yılın sonundan itibaren beş yıl içinde dava açmalıdır. Bu süre hak düşürücü niteliktedir; geçtiğinde hak tamamen kaybedilebilir ve mahkeme bunu kendiliğinden dikkate alır.
Örneğin 2021 yılında sigortasız çalıştıysanız, süre 31 Aralık 2021’de başlar ve 31 Aralık 2026’da dolar. Yani bugün itibarıyla 2021 yılına ait çalışmalar için zaman daralıyor. Her yıl ayrı ayrı hesaplandığı için, uzun süre kayıt dışı çalışanlar en eski yıllardan başlayarak hak kaybına uğrayabilir.
Süre Her Zaman İşler mi?
Hayır. Yerleşik içtihada göre, çalışmanız SGK müfettişi gibi Kurum denetim elemanlarınca tespit edilmişse ya da işveren bu çalışmayı gösteren belgeleri yasal süresi içinde Kuruma vermişse beş yıllık süre aranmaz. Yine de bu istisnaya güvenmeden önce dosyanızı bir uzmana inceletmeniz yerinde olur.
Dava Nerede ve Kime Karşı Açılır?
Görevli mahkeme iş mahkemesidir; iş mahkemesi bulunmayan yerlerde asliye hukuk mahkemesi iş mahkemesi sıfatıyla bakar. Dava işverene karşı açılır ve SGK da davaya dahil edilir. Böylece verilen karar doğrudan Kurumu da bağlar.
İşçi alacağı davalarının aksine, hizmet tespit davası kamu düzenine ilişkin görüldüğünden uygulamada zorunlu arabuluculuk şartına tabi tutulmaz. Bu da doğrudan mahkemeye başvurabileceğiniz anlamına gelir. Mahkeme, bu davalarda resen araştırma ilkesiyle hareket eder; yani yalnızca sizin sunduğunuz delillerle yetinmez, gerçeği kendisi de araştırır.
Çalıştığınızı Nasıl İspatlarsınız?
Elden maaş alan, hiçbir yazılı belgesi olmayan işçinin en çok sorduğu soru budur: “Elimde kâğıt yok, nasıl kanıtlarım?” Merak etmeyin, bu davalarda ispat yolları oldukça geniştir.
Tanıklar
En güçlü delillerden biri bordro tanıklarıdır; yani aynı dönemde o işyerinde kayıtlı olarak çalışan kişiler. Bunun yanında komşu işyeri sahipleri ve çalışanları da önemlidir. Mahkeme, SGK kayıtlarından o dönemde çevredeki işyerlerinde çalışanları tespit ederek bilgilerine başvurabilir.
Belgeler ve Dijital İzler
- Maaşın kısmen de olsa banka hesabına yatırıldığını gösteren dekontlar
- İşverenle ya da iş arkadaşlarıyla yapılan WhatsApp yazışmaları
- İşyerinde çekilmiş fotoğraflar, iş kıyafetiyle çekilen görüntüler
- İşyeri adına imzalanmış teslim fişleri, sevk irsaliyeleri, müşteri yazışmaları
- Varsa kartlı giriş çıkış kayıtları veya puantaj defterleri
Bu delillerin tek başına yeterli olması gerekmez. Mahkeme hepsini birlikte değerlendirir ve çalışmanın gerçek, sürekli ve fiili olup olmadığına bakar.
Sigortasız Çalışan İşçi İşten Ayrılırsa Tazminat Alabilir mi?
Evet, çoğu durumda alabilir. Primlerin hiç yatırılmaması veya eksik yatırılması, yerleşik içtihatta işçi açısından haklı fesih sebebi olarak kabul edilmektedir. Bu nedenle işçi iş sözleşmesini haklı nedenle feshederek, bir yıllık çalışma süresini doldurmuşsa kıdem tazminatını talep edebilir.
Burada dikkat edilmesi gereken nokta şudur: kıdem tazminatı gibi işçilik alacakları için önce zorunlu arabuluculuğa başvurmak gerekir; hizmet tespit davası ise ayrı bir yoldur. İki süreç birbirini tamamlar ve doğru sırayla yürütüldüğünde işçinin haklarını bütünüyle korur.
Sık Yapılan Hatalar
- Süreyi kaçırmak: “Nasılsa sonra açarım” diye beklemek, en eski yılların hak düşürücü süreye takılmasına yol açar.
- Kayıtları kontrol etmemek: e-Devlet’teki hizmet dökümünü yıllarca hiç açmamak, eksikliğin çok geç fark edilmesine neden olur.
- Tanıkları kaybetmek: Birlikte çalıştığınız kişilerin adlarını ve iletişim bilgilerini zamanında not almamak, ispatı zorlaştırır.
- İbraname imzalamak: İşten ayrılırken “hiçbir alacağım yoktur” yazan bir belgeyi okumadan imzalamak sonradan ciddi sorunlar yaratabilir.
- Yalnızca SGK’ya şikâyetle yetinmek: Kuruma yapılan şikâyet faydalıdır, ancak hak düşürücü süreyi her durumda durdurmaz; gerektiğinde dava da açılmalıdır.
Sonuç
Sigortasız ya da eksik bildirimle geçen her yıl, emekliliğinizden ve gelecekteki güvencenizden eksilen bir yıl demektir. İyi haber şu ki bu kayıp çoğu zaman geri alınabilir; yeter ki beş yıllık süre dolmadan harekete geçin. Bugün e-Devlet’ten hizmet dökümünüzü açın, gerçekte çalıştığınız sürelerle karşılaştırın ve fark varsa elinizdeki her belgeyi bir araya getirin.
Dosyanızın güçlü ve zayıf yönlerini değerlendirmek, süre hesabını doğru yapmak ve davayı eksiksiz hazırlamak için bir Van iş hukuku avukatıyla iletişime geçebilirsiniz.
Hukuki danışmanlık için Av. Robin Eren: 0553 490 5138 | avukatrobineren.com
Yorum yaz