Gece yarısı telefon çalıyor. Arayan, eşinin ya da oğlunun sabah gözaltına alındığını, akşamüstü sulh ceza hakimliğine sevk edildiğini ve az önce tutuklanarak cezaevine gönderildiğini söylüyor. Aile ne yapacağını bilemiyor: “Artık yapacak bir şey kalmadı mı?” Kalmadı değil, tam tersine; tutuklama kararı, kesinleşmiş bir mahkumiyet değildir ve ona karşı kanunun tanıdığı birden fazla yol vardır.
Peki itiraz nereye ve ne kadar sürede yapılır? Dilekçede neler yazmalı? İtiraz reddedilirse hangi kapılar açık kalır? Bu soruların cevabı, çoğu zaman tutukluluğun haftalar mı yoksa aylar mı süreceğini belirler.
Tutuklama Nedir, Hangi Şartlarda Verilebilir?
Tutuklama, henüz hakkında hüküm kurulmamış bir kişinin özgürlüğünün geçici olarak kısıtlanmasıdır. Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 100. maddesine göre tutuklama kararı verilebilmesi için iki şartın birlikte bulunması gerekir: kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut deliller ve bir tutuklama nedeni.
Tutuklama nedenleri kanunda sayılmıştır. Şüphelinin kaçması, saklanması ya da kaçacağı şüphesini uyandıran somut olgular varsa veya delilleri yok etme, gizleme, değiştirme ya da tanık ve mağdurlar üzerinde baskı kurma girişimi şüphesi bulunuyorsa tutuklama gündeme gelir. Kanunda ayrıca bazı ağır suçlar (katalog suçlar) için tutuklama nedeninin varsayılabileceği belirtilmiştir.
Bunun yanında çok önemli bir sınır daha vardır: tutuklama, işin önemi ve beklenen ceza ile ölçülü olmak zorundadır. Kanun, yalnızca adli para cezası gerektiren suçlarda ve üst sınırı iki yılı geçmeyen hapis cezasını gerektiren suçlarda kural olarak tutuklama yasağı öngörür. Yani her suç isnadı, otomatik olarak tutuklamayı haklı kılmaz.
Tutuklama Kararına İtiraz Süresi ve İtiraz Mercii
Tutuklama kararına karşı başvurulacak yol itirazdır. İtiraz, kararın öğrenildiği tarihten itibaren yedi gün içinde yapılmalıdır. Bu süre kaçırıldığında itiraz hakkı kaybedilir; ancak aşağıda anlatacağımız tahliye talebi yolu açık kalır.
İtiraz nereye yapılır?
Soruşturma aşamasında tutuklama kararları genellikle sulh ceza hakimliği tarafından verilir. Sulh ceza hakimliği kararına yapılan itirazı, o yerde birden fazla sulh ceza hakimliği varsa numara olarak kendisini izleyen hakimlik inceler. Son numaralı hakimlik için ise bir numaralı hakimlik yetkilidir. O yerde tek sulh ceza hakimliği bulunuyorsa itiraz, yargı çevresindeki ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hakimliğine gider.
Dilekçe, kararı veren hakimliğe ya da en yakın sulh ceza hakimliğine verilebilir. Tutuklu kişi ise itirazını bulunduğu cezaevinin müdürlüğüne de verebilir; bu durumda dilekçe tutanağa geçirilir ve ilgili mercie gönderilir. Kararı veren hakimlik itirazı yerinde görürse kararını kendisi düzeltebilir; görmezse en geç üç gün içinde dosyayı itiraz merciine gönderir.
Etkili Bir Tutuklamaya İtiraz Dilekçesinde Neler Olmalı?
Uygulamada en sık gördüğümüz sorun, “müvekkilim masumdur, tahliyesini talep ederim” cümlesinden ibaret, şablon itiraz dilekçeleridir. Bu tür dilekçeler çoğunlukla tek satırlık bir ret kararıyla sonuçlanır. Oysa itiraz mercii, önüne konulan somut gerekçelere cevap vermek zorundadır; bu yüzden dilekçenin içi dolu olmalıdır.
Kuvvetli suç şüphesini sorgulayın
Dosyadaki deliller gerçekten kuvvetli bir şüphe oluşturuyor mu? Tek bir tanık beyanı, çelişkili ifadeler, kime ait olduğu belirlenemeyen bir telefon hattı ya da teknik incelemesi yapılmamış bir görüntü kaydı, kuvvetli şüphe için yeterli olmayabilir. Bu zayıflıkları tek tek göstermek gerekir.
Tutuklama nedeninin somut olmadığını gösterin
Kaçma şüphesinin bulunmadığını gösteren olgular dilekçeye mutlaka yazılmalıdır: sabit bir ikametgah, düzenli bir iş, aile bağları, pasaport bulunmaması, kişinin kendiliğinden karakola gitmiş olması gibi. Deliller zaten toplanmış ve dosyaya girmişse, delil karartma ihtimalinin de kalmadığı açıkça vurgulanmalıdır.
Adli kontrolün yeterli olacağını savunun
Tutuklama son çare olmalıdır. Yurt dışına çıkış yasağı, belirli günlerde karakolda imza, konutu terk etmeme ya da elektronik kelepçe gibi adli kontrol tedbirlerinin aynı amacı sağlayacağı, dilekçede gerekçeleriyle anlatılmalıdır. Hakimliğin neden adli kontrolü yetersiz gördüğünü kararında gerekçelendirmemiş olması da ayrı bir itiraz sebebidir.
Kişisel durumu belgeleyin
Ağır bir hastalık, bakıma muhtaç bir aile üyesi, küçük çocuklar, yaş ya da sınav dönemindeki bir öğrencilik hali gibi durumlar ölçülülük değerlendirmesinde önem taşır. Bunları sadece yazmak yetmez; rapor, belge ve kayıtlarla dilekçeye eklemek gerekir.
İtiraz Reddedilirse Ne Olur? Tahliye Talebi ve Tutukluluk İncelemesi
İtirazın reddi, yolun sonu değildir. Şüpheli veya sanık, soruşturma ve kovuşturmanın her aşamasında serbest bırakılmayı isteyebilir. Bu talep için yedi günlük süre şartı yoktur; özellikle dosyada yeni bir gelişme olduğunda (bir tanığın dinlenmesi, bilirkişi raporunun gelmesi, delillerin toplanmasının tamamlanması gibi) tahliye talebinde bulunmak etkili olabilir.
Ayrıca tutukluluğun devamı kendiliğinden de denetlenir. Soruşturma evresinde tutuklu kişinin durumu en geç otuzar günlük aralıklarla incelenir. Kovuşturma evresinde ise mahkeme her duruşmada, duruşmalar arasında da en geç otuz günde bir tutukluluğun devamının gerekip gerekmediğine karar verir. Bu incelemelerde savunma yapılmasını istemek ve güncel gerekçeleri sunmak sonucu değiştirebilir.
Tutukluluk süresinin de bir sınırı var
Kanun, tutuklulukta kalınabilecek azami süreleri suçun türüne göre ayrı ayrı belirlemiştir; ağır ceza mahkemesinin görevine girmeyen işlerde bu süre çok daha kısadır. Makul süreyi aşan tutukluluk, hem itiraz dilekçesinde güçlü bir argümandır hem de ileride tazminat talebinin dayanağı olabilir.
Anayasa Mahkemesine Bireysel Başvuru ve Tazminat Hakkı
Kanun yolları tüketildikten sonra kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkının ihlal edildiği düşünülüyorsa Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru yapılabilir. Başvuru süresi, son kararın öğrenilmesinden itibaren otuz gündür. Anayasa Mahkemesi, gerekçesiz ya da ölçüsüz tutuklama kararları hakkında çok sayıda ihlal kararı vermiştir.
Kanuna aykırı şekilde tutuklanan, makul sürede hakim önüne çıkarılmayan, sonradan kovuşturmaya yer olmadığı kararı ya da beraat kararı alan kişiler, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 141 ve devamı maddeleri uyarınca devletten maddi ve manevi tazminat isteyebilir. Bu dava, kararın kesinleştiğinin ilgiliye tebliğinden itibaren üç ay ve her halde kesinleşmeden itibaren bir yıl içinde açılmalıdır.
Van Ceza Avukatı Olarak En Sık Karşılaştığımız Hatalar
- Yedi günlük itiraz süresini kaçırmak: Aile avukat ararken günler geçer, süre dolar. İlk 48 saat çok kıymetlidir.
- Şablon dilekçe vermek: Somut gerekçe içermeyen dilekçeler çoğunlukla aynı şablon gerekçeyle reddedilir.
- Belge eklememek: İkametgah, iş yeri kaydı, sağlık raporu, nüfus kayıt örneği gibi belgeler kaçma şüphesini çürütmenin en somut yoludur.
- Gözaltında avukatsız ifade vermek: Tutuklama kararının temeli çoğu zaman gözaltındaki ifadedir. Susma hakkını ve avukatla görüşme hakkını kullanmamak, sonradan telafisi zor sonuçlar doğurur.
- Tek itirazla yetinmek: İtiraz reddedildikten sonra tahliye talebi ve tutukluluk incelemeleri takip edilmezse aylar kaybedilebilir.
- Kesinleşme sonrası tazminat süresini unutmak: Beraat ya da kovuşturmama kararı sonrasında tazminat hakkı da süreye bağlıdır.
Sonuç
Tutuklama kararı ağır bir tedbirdir ama değişmez bir hüküm değildir. Doğru zamanda, somut gerekçelerle ve belgelerle desteklenmiş bir itiraz; o sonuç alınamazsa takip edilen tahliye talepleri, kişinin özgürlüğüne kavuşmasında belirleyici olabilir. Bir yakınınız tutuklandıysa beklemeyin: yedi günlük süre işlemeye başladı bile. Dosyayı inceleyecek, dilekçeyi somut olaya göre hazırlayacak ve süreci yakından takip edecek bir ceza avukatıyla vakit kaybetmeden görüşün.
Hukuki danışmanlık için Av. Robin Eren: 0553 490 5138 | avukatrobineren.com
Yorum yaz