Gece yarısı gözaltına alınan Mehmet, ertesi gün sulh ceza hakimliğinden çıkarken derin bir nefes aldı: tutuklanmamıştı. Ancak elindeki kararda iki satır vardı. Haftada iki gün karakola gidip imza atacak, yurt dışına da çıkamayacaktı. Oysa Mehmet’in işi gereği her ay İran’a gidip gelmesi gerekiyordu. İlk sorusu şu oldu: “Bu kararla yaşamak zorunda mıyım?”
Cevap: hayır, zorunda değilsiniz. Adli kontrol kararına itiraz edilebilir, kaldırılması ya da hafifletilmesi her aşamada talep edilebilir. Aşağıda adli kontrolün ne olduğunu, hangi yükümlülükleri içerebileceğini ve bu karara karşı hangi yolların açık olduğunu sade bir dille anlatıyoruz.
Adli Kontrol Nedir, Tutuklamadan Farkı Ne?
Adli kontrol, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 109. maddesinde düzenlenen ve tutuklamaya alternatif olarak uygulanan bir koruma tedbiridir. Kişi özgürlüğünden tamamen yoksun bırakılmaz; ancak hareket alanı belirli kurallarla sınırlandırılır.
Kanun bunu açıkça tercih edilen bir yol olarak görür. Tutuklama nedenleri bulunsa bile, adli kontrolle aynı amaca ulaşılabiliyorsa hakimin tutuklama yerine adli kontrole başvurması gerekir. Yani adli kontrol, “tutuklanmadım, demek ki sorun yok” anlamına gelmez; hakkınızda kuvvetli suç şüphesi olduğu kabul edilmiş ve daha hafif bir tedbir seçilmiştir.
Kararı kim verir?
Soruşturma aşamasında adli kontrol kararını Cumhuriyet savcısının talebi üzerine sulh ceza hakimliği verir. Kovuşturma aşamasında, yani dava açıldıktan sonra ise kararı davaya bakan mahkeme verir. Savcı tek başına adli kontrol kararı veremez.
Adli Kontrolde Hangi Yükümlülükler Getirilebilir?
Kanunda sayılan yükümlülükler oldukça geniştir. Hakim bunlardan birini veya birkaçını birlikte uygulayabilir. Uygulamada en sık karşılaşılanlar şunlardır:
- Yurt dışına çıkış yasağı: Pasaport işlemleri engellenir, sınır kapılarında kayıt bulunur.
- İmza (başvurma) yükümlülüğü: Belirlenen günlerde karakol veya jandarmaya giderek imza atmak.
- Konutu terk etmeme (ev hapsi): Kişinin evinden çıkmasının yasaklanması.
- Belirli yerlere gitmeme veya belirli yerlerden ayrılmama: Örneğin mağdurun yaşadığı mahalleye yaklaşmama.
- Mağdura veya tanıklara yaklaşmama, iletişim kurmama.
- Araç kullanmama ve ehliyetin teslimi.
- Silah teslimi ve silah taşımama.
- Güvence (teminat) yatırılması.
- Tedavi veya muayene tedbirlerine uyma: Özellikle bağımlılık içeren dosyalarda görülür.
Ev hapsi, bu yükümlülüklerin en ağırıdır. Bu nedenle kanun, konutu terk etmeme tedbiri altında geçen sürenin ileride verilecek cezadan mahsup edilmesini öngörür. Diğer adli kontrol türlerinde ise böyle bir mahsup yapılmaz.
Adli Kontrol Kararına İtiraz Nasıl Yapılır?
Sulh ceza hakimliğinin verdiği adli kontrol kararına karşı itiraz yolu açıktır. İtiraz, kararın size tebliğinden veya yüzünüze okunmasından itibaren 7 gün içinde yapılmalıdır. Bu süre kaçırılırsa itiraz hakkı düşer; ancak aşağıda anlatacağımız kaldırma talebi yolu açık kalır.
İtiraz dilekçesi kararı veren hakimliğe verilir. Hakimlik itirazı yerinde görürse kararını kendisi düzeltir; görmezse dosyayı üç gün içinde itirazı incelemekle görevli merciye, yani sıradaki sulh ceza hakimliğine gönderir.
İtiraz dilekçesinde nelere dayanılmalı?
Genel ve kalıp ifadelerle yazılmış bir itiraz çoğu zaman sonuç vermez. Hakimin önüne somut ve belgeli gerekçeler koymak gerekir:
- Delillerin zaten toplanmış olması, dolayısıyla delil karartma ihtimalinin kalmaması
- Sabit bir ikametgah ve düzenli bir iş, kaçma şüphesini zayıflatan bu tür bağların belgelenmesi
- Yurt dışı yasağının mesleki faaliyeti doğrudan engellemesi (şirket yazısı, önceki seyahat kayıtları, ticari sözleşmeler)
- Getirilen yükümlülüğün suçun niteliğiyle orantısız olması
- Sağlık durumu, bakmakla yükümlü olunan aile bireyleri gibi kişisel koşullar
İtiraz Süresi Geçtiyse: Kaldırma veya Değiştirme Talebi
Pek çok kişi 7 günlük süreyi kaçırınca her şeyin bittiğini düşünür. Oysa adli kontrol, koşulları değiştikçe yeniden değerlendirilebilen bir tedbirdir. Şüpheli veya sanık, soruşturma ve kovuşturmanın her aşamasında adli kontrolün kaldırılmasını ya da yükümlülüklerin değiştirilmesini talep edebilir.
Örneğin haftada üç gün olan imza yükümlülüğünün ayda bire indirilmesi ya da yurt dışı yasağının belirli bir iş seyahati için geçici olarak kaldırılması istenebilir. Özellikle ifadelerin alındığı, bilirkişi raporunun geldiği veya uzun süredir yükümlülüklere eksiksiz uyulduğu dosyalarda bu tür talepler karşılık bulabilmektedir.
Adli Kontrol Ne Kadar Sürer?
Uzun yıllar boyunca adli kontrol için bir üst sınır bulunmuyordu ve bazı dosyalarda insanlar yıllarca imza atmaya devam ediyordu. 2021 yılında yapılan değişiklikle kanuna azami süreler eklendi. Buna göre ağır ceza mahkemesinin görevine girmeyen işlerde adli kontrol en çok iki yıl, ağır ceza mahkemesinin görevine giren işlerde ise en çok üç yıl sürebilir. Zorunlu hallerde gerekçesi gösterilerek bu süreler kanunda belirtilen ölçüde uzatılabilir.
Bu süreler dolduğunda adli kontrolün kendiliğinden devam etmesi mümkün değildir. Dosyanızdaki tedbirin ne zaman başladığını takip etmek, gereksiz yere yükümlülük altında kalmamak için önemlidir.
Yükümlülüğe Uymazsanız Ne Olur?
Bu konu çoğu zaman hafife alınıyor. Bir imza gününü kaçırmak ya da yurt dışı yasağını aşmaya çalışmak, sanıldığından çok daha ağır sonuçlar doğurabilir. Kanun, adli kontrol yükümlülüklerine kasten uymayan kişi hakkında, soruşturma konusu suçun cezası ne olursa olsun, derhal tutuklama kararı verilebileceğini düzenler.
Yani normalde tutuklanamayacak hafif bir suç için bile, yükümlülüğe uymamak tutuklama gerekçesi haline gelebilir. Hastalık, kaza gibi zorunlu bir sebeple imzaya gidemediyseniz, bunu belgeleyip en kısa sürede dosyaya sunmanız gerekir.
Van Ceza Avukatı Olarak Sık Karşılaştığımız Hatalar
- İtiraz süresini beklemek: “Nasılsa sonra da kaldırtırım” düşüncesiyle 7 günlük süreyi geçirmek, ilk ve en güçlü fırsatı kaçırmak demektir.
- İmza gününü telefonla bildirerek geçiştirmek: Karakola yapılan sözlü bildirim, dosyaya işlenmezse sizi korumaz. Mazeretinizi yazılı olarak hakimliğe veya savcılığa sunun.
- Gerekçesiz itiraz dilekçesi: “Masumum, karar hukuka aykırıdır” demek yeterli değildir. Somut belge ve bilgi sunulmalıdır.
- Yurt dışı yasağını kontrol etmemek: Karar kaldırılsa bile kaydın sistemden silindiğini seyahatten önce teyit edin.
- Süre sınırını takip etmemek: Kanuni azami süre dolduğu halde yükümlülüğe devam etmek, gereksiz bir kısıtlamadır.
Sonuç
Adli kontrol, tutuklamaya göre hafif görünse de gündelik hayatı, işi ve aileyi doğrudan etkileyen ciddi bir tedbirdir. Kararın size bildirildiği gün 7 günlük itiraz süresi işlemeye başlar. Bu süre içinde somut gerekçelerle hazırlanmış bir itiraz, yükümlülüğün tamamen kaldırılmasını ya da en azından hafifletilmesini sağlayabilir.
Süreyi kaçırdıysanız da umutsuzluğa kapılmayın; kaldırma ve değiştirme talebi her zaman mümkündür. Önemli olan, dosyanızın durumunu doğru okuyup hakime ikna edici bir tablo sunmaktır.
Hukuki danışmanlık için Av. Robin Eren: 0553 490 5138 | avukatrobineren.com
Yorum yaz