Boşanma Davası

Aşağıda, tüm yönleriyle boşanma davası incelenmiştir. Boşanma davasına yönelik soru işaretlerinizi, makalemizi okuyarak giderebilirsiniz.

 

Aile, toplum düzeninin temel taşlarındandır. Ailenin korunması, toplumun ve hukuk sisteminin sürdürülebilirliği için önemlidir. Bu yüzden kanunlar, evlilikte olduğu gibi boşanmada da çok sıkı kurallar ve şekil şartları getirmiştir. Kanunun konuyu oldukça detaylandırmış olması, vatandaşların bazen çoğu detayı göz önünde bulunduramaması nedeniyle mağduriyetlere yol açabilmektedir. İşbu makalemiz ile boşanma davasını ve anlaşmalı ve çekişmeli boşanma davası sürecini tüm asli ve velayet, nafaka, protokol gibi feri unsurlarıyla detaylı bir şekilde açıklamaya çalışarak vatandaşlara, hukukçulara, ve hukuk öğrencilerine yardımcı olmaya çalışacağız.

Öncelikle boşanma, evlilik birliğinin sona ermesinin temel sebeplerinden biridir. Kanun koyucu boşanmayı dava açma şartına bağlamıştır. Boşanmak isteyen kişi yalnızca mahkemeye dava açarak evliliği sona erdirebilir.

Görevli Mahkeme

Boşanma davasında görevli mahkeme, boşanma konusu aile hukukuna girdiğinden aile mahkemesidir. Aile Mahkemesinin bulunmadığı küçük bölgelerde Aile Mahkemesi sıfatıyla Asliye Hukuk Mahkemesi görevli mahkeme olur.

Yetkili Mahkeme

Davanın hangi aile mahkemesinde açılacağı hususu ise yetki konusunu oluşturur. Yetkili mahkeme; eşlerden herhangi birinin yerleşim yeri veya boşanma davasından önceki son 6 ay beraber oturdukları yerdir. Örneğin Ahmet Bey, Pınar Hanım’la evli olup boşanmayı istemektedir. Ahmet Bey’in yerleşim yeri Erzurum, Pınar Hanım’ın yerleşim yeri Malatya’dır. Fakat bu çift son altı aydır birlikte İstanbul’da ikamet etmektedir. Bu durumda Ahmet Bey boşanma davasını Malatya, Erzurum veya İstanbul’daki Aile Mahkemesinde açabilecektir.

Harç ve Yargılama Gideri

Boşanma Davası açmak isteyen kişi harç ve yargılama giderini önceden mahkemeye ödemelidir. Harç ve yargılama gideri ödeyecek durumu olmayan kişiler, adli yardımdan faydalanabilirler. Adli yardım talepli dava açılması durumunda harç ve yargılama giderleri davanın başında verilmeyecek, davayı açan taraf haksız görülürse davanın sonunda kendisinden istenir.

Boşanma davaları temelde anlaşmalı boşanma davası ve çekişmeli boşanma davası olmak üzere iki kısma ayrılmaktadır;

 1. Anlaşmalı Boşanma Davası

Anlaşmalı boşanma davası, isminden de anlaşılabileceği gibi her iki tarafın boşanma konusunda ve boşanmadan kaynaklı nafaka, maddi ve manevi tazminat, ortak çocukların velayeti gibi bütün yan konularda mutabık olup birlikte açtığı boşanma davası türüdür. Burada her iki eş davayı birlikte açtığından yetki sorunu olmayacaktır. Yani Türkiye’deki herhangi bir aile mahkemesinde davayı açabileceklerdir. Eşler dava dilekçelerine, hangi konuda nasıl mutabık olduklarını şüpheye yer kalmayacak şekilde gösteren bir protokol eklerler. Bu protokol her iki tarafın da imzasını bulundurur. Taraflara duruşma için yakın bir tarihe gün verilir. Duruşma günü hâkim, protokoldeki maddeleri taraflara teker teker okur ve halen boşanma iradesine sahip olduklarından ve protokoldeki tüm hususları protokoldeki şekliyle kabul ettiklerinden emin olur. Protokolde mali durum ve çocukların durumu ile ilgili hususlarda resen değişiklik yaparak taraflardan bunları kabul etmeleri halinde boşanmaya karar vereceğini söyleyebilir. Taraflar da duruşma sırasında protokolde bulunan maddeleri ortak irade ile değiştirebilir.

Çekişmeli Boşanma Davasının Anlaşmalı Boşanma Davasına Dönüşmesi

Çekişmeli olarak açılan bir dava da, her iki tarafın oluru ile anlaşmalı boşanma davasına çevrilebilir. Karar verilmeden önceki her aşamada taraflar yazılı veya mahkemede sözlü olarak anlaşmalı şekilde boşanmak istediklerini beyan ederler ve dava anlaşmalı boşanma davasına dönüşmüş olur.

Anlaşmalı Boşanma Davası Süresi

Anlaşmalı boşanma davası tek duruşma ile sonuçlandırılır, Dilekçeler aşaması, ön inceleme, inceleme gibi uzun vakit alacak konular doğrudan atlanarak boşanmaya karar verilir. Yine evliliğin sona ermesinde hangi tarafın kusurlu olduğu gibi konulara girilmez. Taraflardan boşanmaya karar verilmesi için ortaya somut bir sebep koymaları istenmez. Bu yüzden her iki taraf da boşanma konusunda mutabıksa ve nafaka, çocuğun durumu, tazminat gibi feri konularda da istişare halindelerse bu kişilerin davalarını erken sonuçlandırmaları için çekişmeli değil; anlaşmalı boşanma davası açmaları tavsiye edilir.

Bir Yıl Evli Kalma Şartı

Anlaşmalı boşanma davasında dikkat edilecek bir diğer husus ise; anlaşmalı olarak boşanabilmeleri için tarafların bir yıldan beridir evli olmaları gerektiğidir. Burada kanun koyucu, henüz bir yılını dahi doldurmamış kişilerin boşanma iradelerinin güçlü olamayacağını ve bir süre geçerse boşanmaktan vazgeçebileceklerini düşünmüş ve bu kişilerin önüne engel koymuştur. Bir yılını doldurmamış çiftler anlaşmalı olarak boşanmak isterse ya bir yıllarının dolmasını bekleyecek, ya da bir yıllarının dolmasını beklemeyecekler ve bir taraf çekişmeli boşanma davası açacaktır.

 

Çekişmeli boşanma davası, eşlerden birinin diğerine boşanma amacıyla yönlendirdiği davadır.

2. Çekişmeli Boşanma Davası Süresi

Bu dava türünde dilekçeler aşaması, ön inceleme duruşması, inceleme duruşması, karar duruşması safhaları vardır. Ayrıca belli kurumlardan evraklar istenir, tanıklar varsa dinlenilir. Bu yüzden dava ortalama 2 yıl sürebilir. Büyük şehirlerde adliyeler yoğun olduğundan dolayı duruşma günlerinin geç tarihlere verilmesi durumunda süreç daha da uzayabilir.

Duruşmaya Katılma ve Katılmama Durumları

Çekişmeli boşanma davasında kendisini avukat ile temsil ettiren tarafın duruşmaya katılma zorunluluğu yoktur. Avukat, duruşmaya katılmayan müvekkilini temsil eder ve bir problem oluşmaz. Fakat davayı avukat yardımı olmadan açan davacı, duruşmalara katılmak zorundadır. Duruşmaya katılmazsa ve karşı taraf da dosyayı takip etmezse, dosya işlemden kaldırılır ve 3 ay içinde dosyanın yenilenmemesi durumunda dosyanın açılmamış sayılmasına karar verilir. Ayrıca taraflardan biri duruşmaya katılmazsa, diğer tarafın duruşmaya katılıp yaptığı hukuki işlemlere itiraz edemeyecektir.

Boşanma Sebepleri

Anlaşmalı Boşanma davasının aksine kanun koyucu Çekişmeli Boşanma Davası için özel veya genel bir boşanma sebebinin gösterilmesini zorunlu kılmıştır. Özel boşanma sebepleri kanunda sınırlı sayıda sayılmış olup bu sebeplerden biri hâsıl olursa, sebebin kanıtlanmasıyla beraber ortada kusur olup olmadığına bakılmaksızın boşanmaya karar verilir. Genel boşanma sebeplerinde ise, ayrıca hangi eşin ne kadar kusurlu olduğu tartışmasına gidilir ve davacıdan, karşı tarafın kusurlu olduğunu kanıtlaması istenir.

Özel Boşanma Sebepleri

1.Zina

Eşlerden biri evlilik süreci içerisinde üçüncü bir kişiye cinsel ilişkiye girerse aldatılan taraf bu sebebe dayanarak boşanma davası açabilir. Burada davayı açan eşin yalnızca zina olayını kanıtlaması ile boşanmaya karar verilir. Uygulamada zina olayının ispatlanması çok zordur. Bu yüzden boşanma kararı verilmesi için, zina yapıldığına dair emarelerin bulunması yeterli olur. Durumu ortaya çıkaran mesajlaşma veya ses kayıtları, eşin geceyi başka bir karşı cins ile otelde geçirmesi vb. durumlar mahkemede delil olarak kabul edilmektedirler.

Aldatılan eşin zina olayını öğrendikten itibaren altı ay ve her halde beş yıl içinde dava açması gerekir. Öğrenmeden itibaren 6 ay içinde dava açılmazsa, artık zina yapan eşin affedildiği kabul edilecektir. Ayrıca zina olayını öğrenip eşini affeden, çevresine buna yönelik beyanlarda bulunup eşiyle evlilik hayatını sürdüren kişi, 6 ay geçmese dahi artık zina sebebine dayalı boşanma davası açamayacaktır. Kısacası; affeden veya 6 ay geçmekle affettiği kabul edilen kişinin zina sebebine dayanarak boşanma davası açma hakkı düşer.

2.Hayata Kast, Pek Kötü veya Onur Kırıcı Davranış

Eşlerden biri diğerinin hayatına kast ederse, artık kendisiyle evli kalınmasının tahammül edilemeyecek bir davranışta bulunursa veya onurunu kırarsa, diğer eş boşanma sebebini öğrenmesinden itibaren 6 ay ve her halde beş yıl içinde bu sebebe dayanarak boşanma davası açabilir. Affeden tarafın dava açma hakkı olmayacaktır.

Pek kötü veya onur kırıcı davranışa eşini darp etme, normal olmayan bir cinsel münasebete zorlama, toplum önünde küçük düşürme, aç bırakma, eve kilitleme gibi örnekler sayılabilir.

3.Suç İşleme veya Haysiyetsiz Hayat Sürme

Eşlerden biri küçük düşürücü bir suç işler veya haysiyetsiz hayat sürmeye başlarsa; diğer eşten de evliliği sürdürmesi artık beklenemezse, artık bu sebebe dayanarak boşanma davası açabilir. Burada dikkat çeken kısım, suçun kanuni unsurunda, önceki özel sebepler gibi 6 aylık dava açma süresinin olmamasıdır. Boşanmak isteyen eş, süre sınırına takılmaksızın her zaman bu sebebe dayanarak dava açabilir.

Eşlerden birinin TCK’da düzenlenen suçlardan birini işlemesiyle diğer eşin doğrudan boşanma davası açabileceğini düşünmek doğru olmayacaktır. İşlenen suçun yaşanılan toplum içinde, diğer eşten birlikteliği sürdürmesinin beklenemeyeceği ölçüde küçük düşürücü olması şartı aranmıştır. Hırsızlık, rüşvet, dolandırıcılık gibi suçlar buna örnek verilebilir.

Haysiyetsiz hayat sürme ise, yine evliliğin temelini sarsacak kötü alışkanlıklarla yaşamaktır. Sürekli kumar oynama, alkolik olup sürekli içki içme gibi durumlar buna örnek olarak verilebilir. Burada aranılan şart, fiilin bir defaya mahsus olmayıp davranış biçimi olarak devamlı yapılmasıdır. Yoksa bir defa içki içilmesi veya kumar oynanması doğrudan haysiyetsiz hayat sürdürüldüğü anlamına gelmeyecektir.

4.Terk

Eşlerden biri evlilik birliğinden doğan yükümlülüklerini yerine getirmemek maksadıyla konutu terk ederse veya başka bir maksatla terk ettiği konuta evlilik birliğinden doğan yükümlülükleri yerine getirmeme maksadıyla dönmezse diğer eş terk sebebine dayanarak boşanma davası açabilir. Bir eşi evden çıkmaya zorlayan veya evden çıkan eşin eve girmesine izin vermeyen taraf da terk etmiş sayılır.

Terk durumunun başladığı tarihten itibaren en az dört ay geçtikten sonra boşanma davası açılır. Boşanma davası açıldıktan sonra ise hâkim, konutu terk eden eşin eve dönmesi için ihtar veya ilanda bulunur. Bu ihtar veya ilanın ardından iki ay geçmesine rağmen konutu terk eden eş konuta dönmemekte ısrar ederse boşanmaya karar verilir. Burada görülmektedir ki terk sebebinden dolayı boşanmaya karar verilebilmesi için en az altı geçmesi gerekir.

Kanun maddesi terk halinde açık bir kast aramıştır. Bu kast, evlilikten kaynaklanan yükümlülüklerin yerine getirilmemesidir. Örneğin eşlerden biri diğer eşle ilişkiye girmemek için veya ailesinin giderlerini karşılamamak için evi terk ederse terk durumu oluşur. Fakat bir iş seyahati veya tatil için evden ayrılan kişi terk etmiş sayılmaz. Konutu iş seyahati veya tatil gibi sebeplerle terk ettikten bir süre sonra telefonla eşini arayıp artık kendisini görmek istemediğini, bu yüzden konuta dönmeyeceğini söylerse, bu konuşmadan itibaren terk durumu oluşur ve dava açmak için aranılan 4 aylık süre başlamış olur.

5.Akıl Hastalığı

Akıl hastalığı, irade yeteneğini ve ayırt etme gücünü kaybetme durumudur. Psikolojik veya fiziksel sebeplerden kaynaklanabilir. Eşlerden biri akıl hastası olursa, diğer eşten hayatı boyunca evliliği sürdürmesinin beklenmesi doğru olmayacaktır. Bu yüzden, resmi bir sağlık kuruluşundan akıl hastalığının iyileşmeyeceğine dair rapor alındıktan sonra boşanma davası açılabilir.

Genel sebepler

Genel sebepler için Kanunda “evlilik birliğinin temelinden sarsılması” ifadesi kullanılmıştır. Her ne kadar kanunda sayılan özel sebeplerden biri gerçekleşmemişse de yaşanan olaylardan sonra evliliğin sürdürülmesinde bir fayda kalmamış, eşlerin aralarının düzelmesine de ihtimal kalmamışsa genel sebeplere dayanılarak boşanma davası açılabilir. Boşanma sebepleri; sürekli tartışma olması, eşlerin birbirine olan saygı ve sevgilerinin bitmesi, hakaretleşmeler gibi pek çok sebep olabilir.

Kusur durumu

Boşanma davasını kusursuz veya daha az kusurlu taraf açacaktır. Eğer davacı tarafın boşanmada kusuru daha fazla ise diğer taraf davaya itiraz edebilir. Fakat bu itiraz hakkı kötüye kullanılıyorsa ve evliliğin sürdürülmesinde davalı veya çocuklar için korunmaya değer bir menfaat kalmamışsa, itiraza rağmen boşanmaya karar verilebilir. Konunun daha iyi anlaşılabilmesi için örnek vermek gerekirse; diyelim ki Ahmet Bey, eşi Gamze Hanım’a ve çocukları olan Nazlı’ya karşı evlilikten kaynaklı sorumluluklarını yerine getirmeyen, sürekli tartışma çıkarıp huzursuzluk yaratan biridir. Gamze Hanım boşanma davası açar ve Ahmet Bey’in kusurlu olduğunu ispatlarsa boşanmaya karar verilmesi durumu muhtemeldir. Fakat Ahmet Bey kusurlu taraf olup bir de boşanma davası açarsa, Gamze Hanım’ın itirazı ile dava reddolunur. Burada da hâkim, Gamze Hanım’ın itirazının eşinin işini zorlaştırmak için kötü niyetli mi yaptığına, yoksa evliliğini kurtarma umuduyla mı yaptığına bakar. Eğer Gamze Hanım ve çocuğunun evliliğin sürdürülmesinden kaynaklı herhangi bir menfaatleri kalmamışsa, hâkim itiraza rağmen boşanmaya karar verir.

Boşanma davasının Ardından 3 Yıl Geçmesi durumu

Boşanma davası açılıp da dava reddedilirse, ret kararının kesinleşmesinden itibaren 3 yıl geçmesi halinde tekrar açılacak boşanma davasında evlilik birliği temelinden sarsılmış sayılır ve boşanmaya karar verilir. Burada kanun koyucu, 3 yıl geçmesine rağmen sorunlarını aşamamış bir çiftin, evlilik hayatlarının düzelme umudunun kalmadığı görüşünü benimsemiştir.

Dava Sürecinde Alınacak Tedbirler

Boşanma veya ayrılık davası sürecinde hâkim, davanın devamı süresince gerekli olan; özellikle eşlerin barınmasına, geçimine, eşlerin mallarının yönetimine ve çocukların bakım ve korunmasına ilişkin geçici önlemleri resen (talep olmaksızın) alır. Burada hâkimin müdahalesiyle kamu yararı korunmaya çalışılmıştır.

Ayrılık Davası

Boşanma ile birlikte ayrılık davasına da değinmek gerekir. Boşanmak için belli sebepler mevcut olmasına rağmen sorunların çözüleceğine dair eşlerin birinde umut varsa, mahkemeden eşlerin bir süre ayrı kalmalarına karar verilmesini isteyebilir. Mahkemenin karar vereceği ayrılık süresi 1 ile3 yıl arasındadır. Bu sürenin sonunda sorunlar henüz giderilememişse, eşlerden biri boşanma davası açabilir.

Boşanma davası açılan hallerde hâkim ayrılığa da karar verebilir. Fakat ayrılık davası açılmışsa hâkim boşanmaya karar veremez.

Boşanmanın Sonuçları

Kadının Soyadı

Boşanma kararı verilmesi halinde, kadın önceki soyadını alır. Eğer boşanan kadın önceden de bir evlilik geçirip dul kalmışsa ve önceki soyadı, önceki eşinin soyadıysa, mahkemeden kızlık soyadını almayı da talep edebilir.

Kadının boşansa bile boşandığı eşinin soyadını taşımaya devam etmekte bir menfaati olabilir. Örneğin kadın evlendikten sonra eşinin soyadıyla ünlü olmuş veya bu soyadıyla bir iş yeri açmış olabilir. Bu durumlarda kadın, bu menfaatini korumak için mahkemeden boşandığı eşin soyadını taşımaya devam etmesine izin verilmesini isteyebilir. Karşı taraf olan erkek ise, gelecekte söz konusu menfaatin ortadan kalkması durumunda iznin kaldırılmasını isteyebilir.

Maddi ve Manevi Tazminat

Mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenen kusursuz veya daha az kusurlu taraf, kusurlu taraftan uygun bir maddî tazminat isteyebilir. Burada menfaat kavramı geniş algılanmaktadır. Örneğin boşanma durumunda eşin eve getirmiş olduğu gelir artık gelmeyecektir. Eşine güvenerek çalışma hayatına katılmamış eş, boşanmayla beraber hem eşinin gelirinden hem de çalışmaktan mahrum kalmış olabilir. Boşanmayla beraber eşler ayrı evler tutmak durumunda kalacak, giderleri artacaktır. Çalışmayan eş boşanmayla beraber eşinin sigortasından yararlanamayacaktır. Bu örnekleri arttırmak mümkündür. Böyle bir durumda karşı taraf, kusuruyla sebep olduğu maddi mağduriyeti karşılamak zorunda kalacaktır.

Boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan taraf, kusurlu olan diğer taraftan manevî tazminat olarak uygun miktarda bir para ödenmesini isteyebilir. Burada ise, maddi zarar olmamakla beraber zedelenen kişilik hakkı söz konusudur. Ömür boyu sürdürme umuduyla yapmış olduğu evlilik sona ermekle yuvası yıkılmış olan taraf, bu durumdan elem ve üzüntü duyacağından, bu elem ve üzüntüye karşılık kusurlu olan karşı taraftan belli bir miktar manevi tazminat isteyecektir.

Nafaka

Nafaka, dava devam ederken eşlerden birinin diğerine verdiği yoksulluk nafakası, çocuklar kimin yanında kalıyorsa diğerinin çocukların giderine katılmak için verdiği iştirak nafakası ve boşanmadan sonra yoksulluğa düşecek olan tarafa, karşı tarafça verilen yoksulluk nafakası olmak üzere üçe ayrılır.

Yoksulluk nafakası alacak eşin kusurunun karşı tarafın kusurundan daha büyük olmaması gerekir. Eğer nafaka isteyen eş, dava sonucunda daha kusurlu görülürse; ne kadar yoksulluğa düşerse düşsün nafaka alamaz.

Nafaka alan eş, ileride başka bir evlilik yaparsa nafaka ödemesi sona erer. Günümüzde nafaka ödemesinden yararlanmaya devam etmek isteyen bazı kişiler, resmi olarak evlenmemekle beraber başka biriyle fiili olarak birliktelik yaşamaktadırlar. Fakat kanun bunun yolunu da kesmiştir. Nafaka alan tarafın başka biriyle fiili birliktelik yaşadığı kanıtlanarak nafaka yükümlülüğü ortadan kaldırılabilir.

Nafaka alan kişi haysiyetsiz hayat sürdürmeye başlarsa nafaka yükümlülüğü kalkar. Yine nafaka alan kişinin nafakaya ihtiyaç kalmayacağı şekilde zenginleşmesi de nafakanın sona erme sebeplerindendir.

Nafakaya karar verildikten sonra, değişen şartlara göre taraflar, nafakanın arttırılması veya nafakanın azaltılması davalarını açabilirler. Nafaka alan kişi enflasyon oranının çok yükseldiğinden veya ihtiyaçlarının arttığından bahisle nafakanın arttırılmasını isteyebilirken, nafaka yükümlüsü ise durumunun kötüye gittiğinden ve nafakayı ödeyemediğinden veya karşı tarafın nafakaya olan ihtiyacının azaldığından bahisle nafakanın azaltılmasını talep edebilir.

Mal Paylaşımı

Taraflar, edinilmiş mallara katılma rejimi veya sözleşme ile belirleyecekleri başka bir mal rejimi ile sahibi oldukları mal varlıklarını paylaşırlar.

Boşanmadan Doğan Dava Hakları

Boşanmadan doğan dava hakları, boşanma ile beraber istenmemişse, boşanmanın kesinleştiği tarihten itibaren bir yıl içinde kullanılmalıdır.

Boşanma Davası Devam Ederken Ölüm

Boşanma davası devam ederken taraflardan biri ölürse dava kendiliğinden düşer. Fakat ölen kişinin mirasçıları davayı devam ettirerek ve karşı tarafın daha kusurlu olduğunu ispat ederek davayı sonuçlandırabilir, sağ kalan tarafın ölen kişinin mirasçısı olmasını engelleyebilirler.

Çocukların Durumu

Çocukların velayeti evlilik halinde ortaktır. Fakat boşanma halinde velayet taraflardan yalnızca birine verilir. Her iki taraf da ortak çocukların velayetini isterse, mahkeme çocuğun üstün yararını da göz önünde bulundurarak bir karar verir. Karar verirken çocuğun kimde kalmak istediğine dair fikrini dikkate alır. Eğer çocuk anne bakımına muhtaç olacak kadar küçük yaştaysa, çocuğun anneye verilmesi daha muhtemel olur.

Velâyetin kullanılması kendisine verilmeyen eşin çocuk ile kişisel ilişkisinin düzenlenmesinde, çocuğun özellikle sağlık, eğitim ve ahlâk bakımından yararları esas tutulur. Bu eş, çocuğun bakım ve eğitim giderlerine gücü oranında katılmak zorundadır.

Ana veya babanın başkasıyla evlenmesi, başka bir yere gitmesi veya ölmesi gibi yeni olguların zorunlu kılması hâlinde hâkim, resen veya ana ve babadan birinin istemi üzerine gerekli önlemleri alır.

Gizlilik

Boşanma Davası, mahrem konuların açığa çıktığı ve konuşulduğu davalar olabilmektedir. Davanın aleni olması tarafları toplum nezdinde incitebilir. Bu yüzden taraflardan birinin talebi üzerine duruşmaların gizli yapılmasına karar verilebilir.

Detaylı bir şekilde boşanma davası sürecini, sonrasını ve sonuçlarını anlatmaya çalıştık. Fakat her maddi olayın şartları farklı olup avukata danışmak ve hukuki yardım almak faydalı olacaktır.

 

Not: İşbu makale ve sitedeki diğer makaleler Av. Abdullah Eren tarafından yazılmış olup bütün telif hakları kendisine aittir. Makalelerden faydalanılabilir fakat kopyalanmaları ve başka yerde yayımlanmaları halinde cezai ve hukuki işlem başlatılacaktır.